28 Ekim 2014 Salı

Beynini dinlendirmek istersen MUTLAKA DİNLE ,MUHTEŞEM,VAROL

                  

POZANTI Ak parti ilçe teşkilatı 66.Adana İl Danışma toplatısında



 Yalçın Akdoğan Ak Parti 66. Adana İl Danışma Toplantısına Katıldı

Yalçın Akdoğan Ak Parti 66.Adana İl Danışma Toplantısına Katıldı

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ''Devlet bunun hesabını soracak, bundan sonra kimsenin yaptığı yanına kalmayacak” dedi.



Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde PKK’nın, 3 askeri başlarından vurarak şehit etmesinin çok büyük bir alçaklık ve korkaklık olduğunu vurgulayarak, “Çözüm süreci var diye kamu düzeninden kesinlikle taviz verilmeyecek, onların hakaretlerine sessiz kalınmayacak. Devlet bunun hesabını soracak, bundan sonra kimsenin yaptığı yanına kalmayacak” dedi.


“ÇÖZÜM SÜRECİ ÖRGÜTE PANİK ATAK YAŞATIYOR”

Partisinin Anemon Otel’deki 66. İl Danışma Toplantısına katılan Yalçın Akdoğan, PKK’nın saldırısı nedeniyle şehit olan 3 askerin ailelerine başsağlığı diledi. Saldırının büyük bir alçaklık ve korkaklık olduğunu dile getiren Akdoğan, sivil giyimli ve silahı olmayan insanların kafasına kurşun sıkmanın korkaklığın en açık göstergesi olduğunu, çözüm süreci korkusunun örgüte panik atak yaşattığını ifade etti. Hükümetin çözüm sürecindeki tavrının kararlı ve başarıya ulaşacağı endişesiyle provokatörlerin devreye girdiğini söyleyen Akdoğan, “Ama bilsinler ki biz bu provokatörlere de onların ipini elinde tutanlara da sonuna kadar hesap sormasını çok iyi biliriz ve devlet bunu kimsenin yanına koymayacak. Devlet bunun hesabını soracak, bundan sonra da kimsenin yaptığı yanına kalmayacak. Çözüm süreci var diye kamu düzeninden kesinlikle taviz verilmeyecek. Çözüm süreci var diye onların hakaretlerine sessiz kalınmayacak. Yol kesmelere, iş makinesi yakmalara müsamaha gösterilmeyecek. Çözüm süreci var diye bunu suistimal eden, pasiflik edenlerden de ayrıca hesabını soracağız. Devlet burada kararlıdır. En temel zemin, kamu güvenliğinin tesis edilmesidir. Bu olmadıktan sonra hiç kimseyle hiçbir şey konuşmayız” diye konuştu.


“MUHALEFET OLMAYI BİLE BECEREMİYORSUNUZ”
Türkiyenin tüm şehirlerinde, ilçelerinde, köy ve beldelerinde siyaset yapıp mücadele eden tek partinin AK Parti olduğuna vurgu yapan Yalçın Akdoğan, diğer partilerin zihinlerinde ülkeyi böldüklerini savundu. “Şırnak’a gidip MHP miting yapamaz, CHP Hakkari’ye gitti bayrak dalgalandıramadı” diyen Akdoğan, o bölgelerde varolup siyaset yapmak için büyük bedeller ödenmesi gerektiğini dile getirdi. 29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonu için CHP’nin boykot çağrısı yapıp “Giden kirlenir” denildiğini ifade eden Yalçın Akdoğan, Türkiye’nin birliğe ihtiyacı varken, yapılan bu çağrının kapıları kapattığını anlattı. Akdoğan, bu çağrının mahalle baskısı olduğunu belirterek, “Bunların 10’da birini AK Parti söylese topa tutarlar. Böyle bir anlayış olabilir mi? Bir taraftan diyor ki burası milletin alın teriyle yapılan bir bina, evet milletin oyuyla seçilen bir Cumhurbaşkanı oturuyor ve bu onun en temel hakkıdır. Bu bina açık bir kıskançlık krizidir. Siz çatlasanız da patlasanız da milletin seçtiği Cumhurbaşkanı, o binada oturacak. Siz gitseniz de gitmeseniz de cumhurun reisi, cumhurla birleşecek. Ama sanıyor ki sözlerinin ağırlığı var, millet dinleyecek. Millet sizi dinlese bu halde olmazdınız, muhalefet olmayı bile beceremiyorsunuz” şeklinde konuştu.


“SOKAKLARI SAVAŞ ALANINA ÇEVİRMEDİK”
Adaleti yüceltmeye çalışanlar, mazlumun ve mağdurun sesini duyanlar tarafında olacaklarını vurgulayan Akdoğan, anlayış ve birlik olmayı işaret etti. Adana ve Mersin’in kozmopolit etnik yapısından da örnek veren Akdoğan, bölgede çok sayıda etnik ve mezhepsel yapının bir arada barış içerisinde yaşadığını ancak son olaylarda toplumsal ayrışmanın tetiklenip toplumun ve siyasi partilerin birbirine düşürülmek istendiğine dikkat çekti. Sünni, Alevi, Türk, Kürt, HDP, HÜDA-PAR, AK Parti çevrelerinde oyunlar oynandığını söyleyen Akdoğan bu süreçte sağduyu çağrısı yapan MHP ve HÜDA PAR liderlerine de teşekkür etti. Sokakları karıştırmak isteyenlere fırsat verilmediğini aktaran Akdoğan, kendilerinin de türlü haksızlıklara uğradıklarını belirterek şunları söyledi: “Elbette bir sorun yaşandığında siyaset halka gider, sokağa inip gösteri de yapabilir. Biz defalarca büyük sınavlarda halka gittik. Gezi olayları, 17 Aralık komplosundan sonra havaalanından Kızılay’a kadar 10 binlerce insan sokağa döküldü. 1 milyon kişilik mitingler yaptık, halka gittik, demokratik tepkiyi ortaya koyduk ama yakıp yıkmadık. Sokakları savaş alanına çevirmedik. 12 Eylül’de de gördük, 23 Şubat’ta da, daha önce çok zulüm gördük. Haklarımız hep gasp edildi. Büyük mağduriyetler yaşadık ama bunların yaptığını yapmadık. Silahla şiddete başvurmadık çünkü bu çıkmaz sokak. Şiddet zulüm üretir ve bugün bunu görüyoruz. Bölgede Kürtlere zulmeden örgüt var. İş yerlerini yakan seçmenlerin oy kullanmasını engel olan, iş adamının makinasını yakan, Kürt çocuklarının gittiği okulları yakan bir örgüt. Bir tarafta hizmet eden şefkat ve rahmet elini uzatan bir devlet var diğer yanda şiddet baskı yapan bir örgüt var. Evet silah çare değil sorundur, silahın gücünden medet ummanlar hep kaybetmiştir. Bölge halkı artık görüyor bu bir kırılma noktasıdır; kim hizmet götürüyor, kim zulmediyor.”


“KOBANİ’DE HASEKE’DE PYD ZULMÜNDEN KAÇAN KÜRT GÖÇMENLERİ İLK BİZ KABUL ETTİK"
Türkiye’nin son dönemde bölgesel güç olduğunu ve bunun da ahlaki duruşuyla sağlandığını ifade eden Yalçın Akdoğan, Türkiye’nin zulüm gören milletlere yaptıkları yardımları anlattı. Çifte standartla hareket edemediklerini belirten Akdoğan, “Suriye’de Araplar katledildi, dünyanın sesi çıktı mı? Humus bombardıman altına tutuldu, sivil çocuklar katledildi kimseden ses çıkmıyor. Hala Türkmenler katlediliyor kimse bir şey diyor mu? PYD Kürtler’e zulmetti. Kobani’de, Haseke’de ilk biz Kürt göçmenleri kabul ettik PYD’nin zulmünden kaçan. İşte batıya da sesleniyorum, bırakın bu çifte standardı. Biz Araplar’a Esad zulmettiğinde de hakikati haykırdık. Türkmenler’i IŞİD katlederken de haykırdık. Ama siz bir grup zorda kaldığınızda sesinizi yükseltiyorsunuz. Gelin siz de elinizi taşın altına koyun. 4.5 milyon dolar harcadık, vırvır konuşan batılılar siz ne yaptınız? 10 tane mülteci kabul ettiniz mi? Kobani’de yapılan tüm insani yardım bizden gidiyor, 200 bin insanı biz kabul ettik. Diğer yapılanları anlatmıyorum. Her şeyi biz yapacağız, birileri de bunu bahane edip yakıp yıkacak? Suriye’den gelen çocukların tedavi gördüğü dispanseri yakacaksınız. Nasıl insansınız? Bu anlayışla da bizim mücadele etmemiz gerekiyor. Bu yaşananlar kimseyi korkutmasın, umudunu korkutmasın. Türkiye teröre teslim olacak bir ülke değildir. Şuanda tüm mazlumların umudu Türkiye. Bölgede büyük savaş var, kaos var, tüm istikrarsızlık içinde istikrar abidesi olan Türkiye var. 1.5 milyon insan niçin başka yere değil de Türkiye’ye kaçtı” ifadelerini kullandı.


“PKK KANARYA SEVENLER DERNEĞİ Mİ?”
Birlik ve bütünlüğün çok büyük önem taşıdığının altını çizen Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İslam Dünyası’nda birçok fitne kazanı kaynadığını ve Türkiye’nin bu tuzakları bozmak istediğini söyledi. Kendileri Türkiye’nin bütünlüğü için mücadele ederken diğer yandan birilerinin şehri yakıp yıktığını anlatan Akdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir takım laflar ortaya koyuyorlar. ‘Cumhurbaşkanı, PKK, IŞİD birdir’ diyor. PKK kanarya sevenler derneği mi? Elinde silah olmayan sivil Mehmetçiği bile katleden, bunun adı terör değil mi? Biz çözüm süreciyle ne yapmaya çalışıyoruz peki? Böyle bir sorun var ve sorun çözülsün diye uğraşıyoruz ve bunun için uğraşmaya da devam edeceğiz. Muhalefet bunu anlamıyor, onların anlayışına sığmıyor. Türkiye’nin yardım etmesi, kucak açması sığmıyor. ‘Siz niye Somali’ye yardım götürdünüz, niye Sudan’a gittiniz’ de derler. Biz çok zengin değiliz, petrol kuyularımız yok. 2023’te dünyanın en büyük 10. Ekonomisi olmayı hedefliyoruz ama şuan ilk 3’e girdiğimiz bir konu var o da insani yardım. Biz yardımları yaparken dini nedir, etnik kimliği nedir diye sormadık, beklentiyle yardım yapmadık ama başkaları öyle yaptı. Afrika’da hastane açtılar misyonerlik faaliyeti yaptılar Hıristiyanlık yüzde 3’ten 50’ye geldi. Biz Allah rızası için yaptık, onların yer altı zenginliklerini hedefleyerek değil.”

Hükümetin Adana’daki yatırımlarını anlatan Yalçın Akdoğan, partililerinin bu çalışmalara halka iyi anlatarak onları ikna etmelerini istedi.


23 Ekim 2014 Perşembe

AKPARTİ 2014 YEREL SEÇİM ADAYLARI


  • Adana Belediye Başkan Adayı

    Abdullah Torun

    1968 Çermik doğumlu olan Torun, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi - İngilizce bölümünü mezunudur. Orta Düzeyde Almanca biliyor olmasının yanı sıra Serbest Avukatlık yapmaktadır.&
  • Aladağ Belediye Başkan Adayı

    Mustafa Akgedik

    1973 yılında Aladağ Büyüksofulu Köyünde doğdu. İlk ve Ortaokulu Büyüksofulu Köyünde, Liseyi Aladağ Pınar Madencilik Lisesinde okudu. Gaziantep Üniversitesi Kilis Meslek Yüksekokulu ve Çukurova
  • Ceyhan Belediye Başkan Adayı

    Alemdar Öztürk

    Alemdar Öztürk, 1970 yılında Adana'nın Yumurtalık ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Zeytinbeli Kasabası'nda, lise öğrenimini Yumurtalık Lisesi'nde tamamlayan Öztürk, 1991 yılında
  • Çukurova Belediye Başkan Adayı

    Cüneyt Karaaslan

  • Feke Belediye Başkan Adayı

    Cuma İş

  • İmamoğlu Belediye Başkan Adayı

    Kadir Altunköse

  • Karaisali Belediye Başkan Adayı

    Yusuf İyi

  • Karataş Belediye Başkan Adayı

    Sinan Gül

  • Kozan Belediye Başkan Adayı

    Kazım Özgan

  • Pozantı Belediye Başkan Adayı

    Ramazan Demir

  • Saimbeyli Belediye Başkan Adayı

    Mustafa Uyanık

  • Sarıçam Belediye Başkan Adayı

    Ahmet Zenbilci

    01.10.1966 Kozan Doğumlu İmamoğlu (Kale Köyünden)

    Adana İmam Hatip Lisesi sonrasında, A.Ü. İşletme Fakültesi Mezunu

    Kültür Bakanlığı’nın Adana İl Müdürlüğünde memurluğa başlayarak Müdür Yardı
  • Seyhan Belediye Başkan Adayı

    Azim Öztürk

    1963 Tokat-Erbaa doğumlu olan ÖZTÜRK, 1983 yılında Adana'ya yerleşti. Yüksek öğrenimine 1984 yılında Çukurova Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü'nde başladı ve 1989 yı
  • Tufanbeyli Belediye Başkan Adayı

    Remzi Ergü

    Ergü, 1971'de Tufanbeyli'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Tufanbeyli'de tamamlandı. 1989'da Adana Merkez İmam Hatip Lisesi'nde eğitimini tamamlayan Ergü, 1993'te İstanbul Üniversitesi Hukuk
  • Yumurtalık Belediye Başkan Adayı

    Turgut Erişmen

    1965 Yumurtalık doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Yumurtalık’ta tamamlayan Turgut Erişmen, önlisans programı ile Fen Memurluğu Bölümü'nü bitirdikten sonra Yumurtalık Belediye Başkanlığı'nda Fen İş
  • Yüreğir Belediye Başkan Adayı

    Mahmut Çelikcan

    1964 Adana doğumlu olan Mahmut ÇELİKCAN;  ilkokulu, ortaokulu ve liseyi Adana’da okudu. Fırat Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü mezunudur. Evli ve 4 çocuk babasıdır. 

    198

22 Ekim 2014 Çarşamba

POZANTIDA DOĞRU ADAY İLE BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Seçimi doğru aday kazandırır

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Adana İl Kadın Kolları Başkanı Emine Karaköse, 45 yıllık Adana yaşamını ve göreve geldiği günden bu yana yapmış olduğu çalışmalarını, gazetemiz yazarı Melahat Karataş’a anlattı.
EĞER BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİ ALAMADIYSAK
Başkan Emine Karaköse, “Karaisalı’da, Pozantı’da ve belirli ilçelerde biz mecliste çoğunluğa sahipsek ama belediye başkanı bizim partimizde değilse bu adayımızın yanlışlığını gösterir. Bunu hiçbir şekilde şahsım adına söylemiyorum, hepsi bizim değerli kardeşimizdir. Sadece olaya seçmen gözüyle bakıp, empati yapıyorum” dedi.
RESMİ OLARAK ADAY ADAYLIĞIMI AÇIKLAMADIM
Karaköse, ”Beş yılı aşkın bir süredir, aktif şekilde partime hizmet ediyorum. Adana’nın gitmediğim köyü, beldesi kalmadı. 45 yıldır bu şehirde yaşıyorum. Adana’yı çok seviyorum ve çok iyi tanıyorum. Benim çocuklarımda bu şehirde yaşayacak. Peki biz Adana için ne yapmalıyız? sorusunu kendime sorduğumda önümüzdeki Milletvekilliği seçimlerinde, Adana’ya daha iyi hizmet verebilmek adına, böyle bir adım attım” şeklinde konuştu.

Kadına en fazla yer veren parti AK Parti’dir
Adalet ve Kalkınma Partisi Adana İl Kadın Kolları Başkanı Emine Karaköse, henüz resmi açıklama yapmasa da,  önümüzdeki Milletvekilliği seçimlerinde aday adayı olacağını, Adana’dan en az iki kadın vekil çıkartmak istediklerini Melahat Karataş’a açıkladı.
Emine Karaköse kimdir?
1969 Adana doğumluyum. Asıl mesleğim Eczacılık. Üç kız çocuğu annesiyim. Beş yılı aşkın süredir de AK Parti’de Adana İl Kadın Kolları Başkanlığı yapıyorum.

Bize parti çalışmalarınızı anlatır mısınız?
Emine Karaköse: İl Başkanı olarak sorumlu olduğumuz  on beş ilçemiz var. Her zaman önceliğimiz teşkilatlanmak. Ayrılan ya da istifa eden ilçe başkanlarımız olduğunda, önce eksiklerimizi tamamlayıp o ilçeye, teşkilatın başına ve ekibini kuracak bir başkan atamaktır. Onlara teşkilatlanmak adına neler yapacaklarını anlatıp, öğretiyoruz. Onun dışında bizim çok ciddi sosyal projelerimiz, çalışmalarımız var.
AK Parti Hükümeti döneminde “Sosyal Devlet” olma bilinci, çok yerleşti ve çok gelişti. Sosyal devlet nasıl olunur, eskiden sadece lafta oluyordu. Ama şimdi, insanlarda sosyal devlet nasıl olunur bilinci oluştu. Buna paralel olarak insanların sosyal devletten beklentileri de arttı. Hatta önerileri dahi var. Tabi gönül hepsini hayata geçirmek ister ama her şey bütçe ile alakalı olduğu için, sadece yasa çıkarmak yetmiyor. Bütçesini de ayarlamak gerekiyor, tıpkı evimizin bütçesini ayarladığımız gibi  düşünmek gerekir devletin bütçesini. Ekonomik anlamda üstesinden gelebildiğimiz projeleri hayata geçiriyoruz. Örneğin; herkesin bildiği engelli maaşlarından, hasta bakım ücretlerinden, yaşlılara bağlanan maaştan, en son 2011 seçimlerinden çıkan yasayla eşi ölmüş dul kadınlara bağlanan maaşa kadar, şehit ve gazi yakınlarına ikinci bir iş kontenjanı verilmesi, artı maaşlarının düzenlenmesine kadar bir dizi hem yasalar çıkartıldı hem de uygulanmaya kondu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Biz bu çerçevede hükümetimizin icraatlarını, partimizin tüzüğünü ve neler yapmak istediğinin bilincinde olan insanlarız.
Bu çerçevede mağdur olan insanların bize ulaştıklarında, her türlü sorunlarını elimizden geldiğince çözmeye çalışıyoruz. Elimizi uzatıyoruz, yönlendiriyoruz, eğer acil çözülmesi gerekiyorsa da bürokratlarımıza ulaşıp, bunun çözülmesini rica ediyoruz. Sorununu dinlediğimiz hiçbir vatandaşımızı mağdur durumda bırakmıyoruz. Bu konuda Belediye Başkanlarımız da çok duyarlı. Bizim partimizin hassasiyetleri var ve biz de bu hassasiyetlere dikkat ediyoruz. Sahadaki bütün çalışmalarımız bu şekilde oluyor. Bizim için partiye gönül veren üyelerimizde çok önemli. Zaman zaman onları ziyaret ediyoruz, hatta “Üyemi Tanıyorum” adı altında bir program başlattık. Onları davet edip taleplerini, önerilerini, yereldeki sıkıntılarını dinliyoruz. Ciddi sorunlar karşısında, millet vekillerimize bu sorunları taşıyarak da aracı oluyoruz. 

En fazla kadın Milletvekili sayısı olan bir parti Adalet ve Kalkınma Partisi. Kadınların teşkilatınıza duydukları ilginin sebebi nedir?

Emine Karaköse: Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Bu partiyi kuranlar, bunun bilincinde olan insanlar... Yani seçmenin yarısı kadın, toplumun yarısı kadın, hatta toplumu doğuran ve yetiştiren aslında kadın olduğu için, bizim bu sayıyı yüzde 80’lere, yüzde 90’lara çıkarmamız lazım. Çünkü kadının toplum üzerindeki en etkili varlık olduğunu düşünüyorum. Bence Adalet ve Kalkınma Partisi en doğruyu tespit etmiş, ve bunun üzerine kurgulamış. Seçilmiş kadınlarımız yeterli mi, değil. Şu anki Cumhurbaşkanımızın, o dönemdeki Başbakanımızın bir söylemi vardı. Meclis üyeleri sıralamasında ve Adana mitinginde de, her mitingde il teşkilatına uğruyor ve bunu anons ediyordu adeta. “Bunun arkasında ve yanında olacağız” diyordu.
Birinci kontenjan ana kademe erkek, ikinci kadın, üçüncü ise genç. Dört ana kademe beş kadın, altı genç. Bu sırayla takip edecekti. Üzülerek söylüyorum Büyükşehire bir tane kadın meclis üyesi gönderebildik ve bu kardeşimiz geçmişte yaklaşık 10 yıldır, bu teşkilatta görev almıştır. Bursa’da 10 meclis üyesi varsa, Adana’ da neden bir olsun. Geçmiş tarihe baktığımızda Adana sanayide, ticarette, sanatta, yazarlıkta, düşünürlükte, her anlamda Bursa’dan ileride bir yapıya sahipken, şu an bazı şeyleri karşılaştırdığımızda geride olduğumuz gözleniyor. Bu zihinsel dönüşümle alakalı. Bizim, yani kadınların ne kadar dik durduğuyla alakalı. Seçim süreci erkeklerle çok çekişmeli geçiyor. Bu sayıyı çoğaltmamız lazım.
Aksi taktirde ben burada neden oturuyorum ki. Bir yasayı çıkarmak yetmez, bunun ne kadar uygulanabilir olduğu önemli. Bizim zihinsel dönüşümümüz önemli, olaylara bakış açımız önemli. Eğer yazıyla olan her şey icraatta olsaydı, kaç tane isim değiştiren parti var. Örneğin, Barış ve Demokrasi Partisi adı altında kurulmuş bir parti, içinde barışla demokrasiyle hiç alakası olmayan eylemleri var. Şimdi Demokratik Halk Partisi olarak geçiyor. Demokrasi nerede, Halk nerede? Yani 77 milyon nüfusa ulaşmış bir Türkiye halkının ne kadarını temsil ediyor? Bizim çıkardığımız yasalarla, uyguladıklarımızı karşılaştırdığımızda, parti olarak birebir uyuşur. Buna bakmak lazım.

AK Parti Adana  Milletvekili aday adayısınız şansınızı nasıl buluyorsunuz?

Emine Karaköse: Henüz resmi bir açıklama yapmadım bu konuda. Beş yılı aşkındır aktif bir şekilde partime hizmet ediyorum.
Adana’nın gitmediğim köyü, beldesi kalmadı. 45 yıldır bu şehirde yaşıyorum. 20 yıl aktif eczacılık yaptım, ticari hayatım da burada geçti. Adana’yı çok seviyorum. Bizim çocuklarımızda bu şehirde yaşayacak. Peki biz Adana için ne  yapabiliriz? Geçmişte İstanbul’dan bile önde gelen bir Adana, bu gün daha iyi durumda olması gerekirdi diye düşünüyorum. O nedenle bir beklenti içinde girmedim siyasete, tamamen memleket sevdası ve insanların beni bu yönde görmek istemelerinden kaynaklı. İnsanlar doğal oluşumuzdan ötürü bizi seviyorlar. Partinin kurulduğu günden bu yana, ilçe başkanlığı yapan ağabeylerimiz de var. Hepsiyle diyaloglarımız çok güzel. Amacımız, İl Başkanımız Sayın Fikret Yeni ile partimizi hep biraz daha ileri götürmek.
Genel merkezin belirlediği her il başkanı bizim başkanımızdır, başımızın tacıdır. O nedenle güzel bir uyum içinde çalışıyoruz. Hiçbir yönetici arkadaşımızla sorun yaşamadık. Önemli olan samimiyettir. Zaten insanlar bunu görürse ve yaptığınız işte iyiyseniz sonucunu alıyorsunuz. Kısmete çok inanırım. Tedbir bizden, taktir Allah'tan. Elimizden geleni yapacağız seçilebilme noktasında. Kısmetse olur diye düşünüyorum.
Hem anne, hem eş, hem de başarılı bir siyaset kadınısınız. Bu sizin için zor olmuyor mu?
Emine Karaköse: Gerçekten hepsini bir arada yürütmek çok zor, bir yerler aksıyor mutlaka. En çok da aksayan eviniz oluyor. Eğer siyaseti başarılı yaptığıma  inanıyorsanız, tabi bu dışarıdaki insanların taktiri, hakikaten zor bir yolculuk. Ama hepsinin zorluğunu da severek omuzluyorum.
Eşiniz siyasetle ilgileniyor mu?
Emine Karasöke: Hayır. Eşim siyasetle ilgilenmiyor .
Siyasete nasıl başladınız ve neden AK Parti?
Emine Karaköse: Zaten sağ görüşten gelen bir aileyiz eşimde bende. AK Parti’nin ilk iktidar olduğu dönemde, bazı şeyleri gözlemledik ve gördük. Mesela mesleğimle örneklemek istiyorum bunu, sağlıktaki dönüşüm çok güzel bir dönüşümdü. 20 yıl eczacılık yaptım. Şehir içi ve şehir dışından gelen hastalarımız vardı, şuna çok şahit oldum. Nöbetçi olduğumuzda ilaç parası olmadığı için, alyansını bırakan insanlar gördüm.
Bir çoğuna yardım amaçlı ilaç verip, para almıyordum. Ama bunu her hasta için yapamıyorduk tabi. O zamanlar bırakın ilaç parasını, hastanın sağlık güvencesi yoksa, hastanenin kapısından dahi geri çevriliyordu. Ya da senet imzalayıp, öyle tedavi oluyordu. Parası yoksa cenazesi morgda rehin kalıyordu. Örneğin, geçimini bir danayla sağlayan köylüler, ilaç alamıyordu.
Şimdi çok şükür acil vakıaların tamamı sosyal güvencesi olmasa dahi, hiçbir ücret ödemeden faydalanabiliyor. Ayrıca şu an en fazla bütçe, sağlık ve  eğitime ayrılıyor. Bir toplum için temel ihtiyaçtır eğitim ve sağlık. Bunlar benim siyasete başlamam için önemli sebeplerdi. Bana göre, farkında ve bilinçli bir iktidar olması önemliydi.
Kadın şiddetlerinin önüne geçilemiyor. Teşkilatınızın kadınlarla ilgili ne tür çalışmaları var?
Emine Karaköse: 2009 yılında göreve geldiğim süreçte, kadın STK’ lar ile çok yakın ilişkiler kurduk. Çok değerli başkanlarımız var.
Örneğin AKDAM’ın, KADER’in, diğer başkanların, hepsi beni tanır. Ama biz istediğimiz ilgiyi göremedik iktidar partisi olmamıza rağmen. Üç yıl çok mücadele ettim, ön yargıları yıkmakta zorluk çekiyoruz. Belki de Türkiye’nin önündeki en büyük engel ön yargı, bu her sahada böyle. Biz AKDAM’ın, bütün çalışmalarına katıldık neler yapabiliriz adına. Zaten hükümetimiz bunun farkında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulduktan sonra, bu derneklerle düzenli toplantılar yapıyorum belli aralıklarda. Proğramlarına katılıp, destek verebildiğimiz konularda da destekliyoruz . Ama şiddet konusuna geldiğimizde, öncelikle şiddeti kınadığımı ifade etmek isterim. Hiçbir kadın, çocuk, insan, bunu hak etmiyor. Bana göre aciz insan şiddeti uygular. Buda eğitimle alakalı, okumakla alakalı sanırım. 2012 yılında bizim bir projemiz vardı.
Milli eğitimle beraber iki sivil toplum kuruluşunu da yanımıza alıp, bir çalışma başlattık. Aslında en büyük sivil toplum kuruluşu “AK Parti Kadın Kollarıdır”. Ancak bize olan ön yargı nedeniyle beraber hareket ettik, “Şiddete Hayır Derneği ve Turunç Gençliği Derneği” ile.Toplumsal şiddetin tırmandığını görüp, bununla ilgili seminerler yaptık, dalında uzman psikiyatrist ve eğitimcilerle.
Buradaki hedefimiz, Okul Aile Birliği Başkanlarıyla temas etmekti. Bir projeyi başlatmak değil, sürdürmek önemli. Bunu bir kez gerçekleştirdik, ancak ikincide tıkandık. Neden? AK Parti’liyiz diye. Okul Aile Birlikleri farklı siyasi yapıda oldukları için, bu kapıları kapattılar. Çok yanlış bir yaklaşımdı. Oysa burada projelere bakmak lazım, siyasi olarak bakmamak gerekir. Bu ön yargıyı uzun çabalardan sonra, kısmen de olsa yıktığımızı düşünüyorum ve mücadelemize devam ediyoruz. Bir de  madde bağımlıları ile ilgili projemiz vardı.
Yine bunu okullar aracılığı ile yapmak istedik annelerle beraber. İlkokul sıralarına kadar düşmüş madde bağımlılığı, bu konu bizim ikinci eylem pilanımızdı. Bununla ilgili neler yapabiliriz dedik, ama ön yargıları yıkamadığımız için, Okul Aile Birliği Başkanlarını geçemediğimiz için, bunu sürdüremedik. Dediğim gibi, öncelikle ön yargıyı bir kenara bırakmak lazım.
Önümüzdeki Millet Vekilliği seçiminde Teşkilatınız kaç kadın Vekil çıkarmayı hedefliyor Adana için?
Emine Karaköse: Diğer partilerle karşılaştırdığımızda AK Parti yüzde 9’u oluşturuyor. Ben bu sayının ikiye katlanacağına inanıyorum. Bunu hem Adana bazında, hem de Türkiye genelinde düşünürsek,  yüzde 15’in üzerinde olacağı inancındayım. Adana’da iki kadın vekilin, kesinlikle seçileceği kanaatindeyim. Olmalıdır da. Hatta bize kalsa nüfusun yarısını oluşturduğumuz için, meclisin yarısını da kadın oluşturmalı. Burada toplumu yetiştiren kadınların bakış açısını da meclise katmak lazım.

Ülke genelinde iktidar partisiniz ancak Adana’da muhalefetsiniz. Burada kaybetmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
 Emine Karaköse: Biz Kadın Kolları olarak, yarın seçim varmışçasına çalışıyoruz. Teşkilatların tamamı bu şekilde.
Bütün çalışmalarımızı  basınla paylaşamaya biliriz, ancak ilçelerimizin tamamı ile azimle çalışıyoruz. Öncelikle vatandaşın gözüyle bakmak lazım, bazen sistemin içinde göremeye biliyorsunuz. Aday olan arkadaşınızdır, yakınınızdır daha duygusal bakabiliyorsunuz. Ancak vatandaş böyle bakmaz. O nedenle, vatandaşın gözüyle bakmak gerekir. Karaisalı’da, Pozantı’da, belli ilçelerimizde eğer biz çok fazla hatta sadece oylarımızla mecliste karar alacak bir meclis üyesi sayısına sahipsek, ve belediye başkanı bizde değilse bu demektir ki adayımız yanlıştır.
Bunu şahsım adına söylemiyorum, hepsi bizim değerli kardeşimizdir. Sadece seçmen gözüyle bakıyorum olaya, yanlışı biz yaptık. Demek ki Adaylarımız doğru değildi, ya da kendimizi yeterince ifade edemedik. Burada kesinlikle seçmeni eleştirmiyorum , suçlamıyorum. Çünkü senin neyi ne kadar anlatabildiğin,kendini doğru ifade edebilmen çok önemli. Bir de kimin ne kadar algıladığını ölçmek lazım. Sanırım bu konuda eksiklerimiz oldu. Eğriye eğri, doğruya da, doğru demek lazım.
Evinizde bütün oylar AK Parti’ye mi gidiyor?
Emine Karaköse: Biz üç kişi oy kullanıyoruz. Büyük kızım iki yıldır oy kullanıyor, kızım da eşim de bizim partimize oy veriyor.

pozantı kaymakamı Bilal ÖZKAN

Pozantı Kaymakamı Bilal Özkan görevine başladı

Pozantı Kaymakamı Bilal Özkan görevine başladı


Pozantı Kaymakamı Bilal Özkan görevine başladı.

Eski Vekil Kaymakam Orhan Altun’un İçişleri Bakanlığı emrine atanmasının ardından boşalan göreve atanan Iğdır Tuzluca Kaymakamı Özkan, göreve başladı.
Özkan, Pozantı'nın Akdeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan önemli bir konuma sahip olduğunu belirtti.

İlçenin yayla ve kültür turizmine çok elverişli olduğunu gördüğünü ifade eden Özkan, "Bununla ilgili çalışma başlatıp Pozantı’yı hak ettiği konuma hep birlikte getireceğiz. Pozantı, Türkiye’nin nadir ilçelerinden biri. Havası, suyu ve insanlarının sıcakkanlılığıyla yaşanılabilecek bir yer Pozantı’da görev yapmak beni mutlu edecek" dedi.

1978 yılında Silifke'de doğan Özkan, Isparta'nın Gönen, Çankırı'nın Eldivan, Aydın'ın Karpuzlu, Artvin'in Murgul ve son olarak Iğdır Tuzluca ilçelerinde kaymakamlık yaptı. İyi derecede Fransızca ve İngilizce bilen Özkan, evli ve iki çocuk babası.

pozantıya AKPARTİ İsmail BİLEN ziyareti









pozantı manzaraları harika